<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Tekders.com Eğitimde tek adres.</title>
	<atom:link href="http://www.tekders.com/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.tekders.com</link>
	<description>Eğitimin internet adresi</description>
	<lastBuildDate>Sat, 21 Apr 2012 10:56:40 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.2</generator>
		<item>
		<title>Cizreli Eb-Ül-İz Cezeri</title>
		<link>http://www.tekders.com/cizreli-eb-ul-iz-cezeri/</link>
		<comments>http://www.tekders.com/cizreli-eb-ul-iz-cezeri/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 21 Apr 2012 10:27:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilim Adamları]]></category>
		<category><![CDATA[Cizreli Eb-Ül-İz Cezeri]]></category>
		<category><![CDATA[Cizreli Eb-Ül-İz Cezeri hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[Cizreli Eb-Ül-İz Cezeri icatları]]></category>
		<category><![CDATA[Cizreli Eb-Ül-İz Cezeri tasarımları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.tekders.com/?p=588</guid>
		<description><![CDATA[Cizreli Eb-Ül-İz Cezeri Bu bilim adamı çağımızdan yüzlerce yıl önce keskin zekası ile elektrik kullanmadan sadece su ve mekanik parçalarla çalışan makineler yapmış ve günlük hayata geçirmişti. Adı Cizreli Eb-ül-İz olan bu mucit bundan 800 küsur yıl önce 1100–1200 yıllarında yaşadı. Dolayısıyla Eb-Ül-İz bütün icatlarını Leonardo’dan tam 150 yıl önce yapmış ve kitaplaştırmış.Selçuk Türkleri zamanından [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p class="caps"><div id="attachment_590" class="wp-caption alignleft" style="width: 310px"><a href="http://www.tekders.com/wp-content/uploads/2012/04/el_cezeri.jpg"><img class="size-medium wp-image-590" title="el_cezeri" src="http://www.tekders.com/wp-content/uploads/2012/04/el_cezeri-300x300.jpg" alt="El cezeri" width="300" height="300" /></a><p class="wp-caption-text">El cezeri</p></div></p>
<p><span style="font-size: medium;">Cizreli Eb-Ül-İz Cezeri</span><span style="font-size: medium;"><br />
</span><br />
Bu bilim adamı çağımızdan yüzlerce yıl önce keskin zekası ile elektrik kullanmadan sadece su ve mekanik parçalarla çalışan makineler yapmış ve günlük hayata geçirmişti. Adı Cizreli Eb-ül-İz olan bu mucit bundan 800 küsur yıl önce 1100–1200 yıllarında yaşadı. Dolayısıyla Eb-Ül-İz bütün icatlarını Leonardo’dan tam 150 yıl önce yapmış ve kitaplaştırmış.Selçuk Türkleri zamanından bahsediyoruz. Bu inanılmaz öykünün tek kanıtı yüzyıllara dayanmış ve müthiş icatların resimleriyle dolu orijinal kitabın el yazması kopyaları. Her zamanki gibi biz kendi bilim adamımızı tanımazken yurtdışında bilimsel kürsülerde ve tüm bilgisayar / sibernetik kitaplarında su mekaniği referanslarda yer alıyor. Tarih bize neler söylüyor? Artukoğulları Güneydoğu Anadoluyu fethederler. Şimdiki Mardin , Cizre’de buluşlar yapan Abdülaziz İsmail bin Razzaz başkent Diyarbakır’a çağrılır. Yirmibeş yıl boyunca üretir ve üretir. Hükümdarların büyük takdirini toplar ve hükümdar (Eb’ül Feth Mahmut İbn-i Mahmet İbn-i Karaaslan . Ne uzun isim değil mi?-) tarafından bu kitabı yazmakla görevlendirilir. Verimli hayatının büyük başarılarına karşın son derece alçakgönüllü bir üslubu olan Eb-ül-iz 1183 yılında başlayıp 25 yıl süren icatlar kataloğunu o zamanlar resmi dil olan Arapça ile yazar.Cezeri, bilim ve teknoloji tarihinde yaptığı olağanüstü buluşlarla ve otomatlarla tanınmaktadır. Bu konuda yazmış olduğu Makine Yapımında Yararlı Bilgiler ve Uygulamalar adlı eseri bu alanda yazılmış en ünlü ve en mükemmel kitaptır. Bu kitabın giriş bölümünde kitabı kaleme alış nedenini şöyle anlatır: &#8220;Bir gün Sultanın huzurundaydım ve yapmamı emrettiği şeyi getirmiştim&#8230; Ne düşündü¬ğümü anladı… Bana şöyle dedi, &#8216;eşsiz araçlar yapmış, onları gücünle işler duruma getirmişsin. Seni yoran ve kusursuz biçimde inşa ettiğin bu şey¬ler kaybolup gitmesin. Benim için icat ettiğin bu araçları bir araya toplayan ve her bi¬rinden ve resimlerinden seçmeleri kapsayan bir kitap yazmanı istiyorum. Onun önerilerini kabul ettim… Gerekli çalışmayı yapmak üzere gücümü top¬ladım ve bu kitabı kaleme aldım.&#8221; <a href="http://www.tekders.com/wp-content/uploads/2012/04/otosurahicezeri.jpg"><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-591" title="otosurahicezeri" src="http://www.tekders.com/wp-content/uploads/2012/04/otosurahicezeri-150x150.jpg" alt="" width="150" height="150" /></a>Cezeri, kitabında 50 aracın ayrıntılı tasarımını verir. Bu araçların 6&#8242;sı su saati, 4&#8242;ü mumlu saat, 6&#8242;sı ibrik, 7&#8242;si eğlence amaçlı kullanılan çeşitli otomatlar, 3&#8242;ü abdest almak için kullanılan otomat, 4&#8242;si kan alma teknesi, 6&#8242;sı fıskiye, 4&#8242;ü kendinden ses çıkaran araç, 5&#8242;i suyu yukarı çıkartan araç, 2&#8242;si kilit, 1&#8242;i açıölçer, 1&#8242;i kayık su saati ve Amid kentinin kapısıdır.Bu araçlar hava, boşluk ve denge prensipleri ile çalışıyordu. Hava ve atmosferin özellikleri çok eskiden beri insanların ilgisini çekmiş ve yapılan çalışmalar sonucunda ulaşılan kuramsal bil¬giler sayesinde olağanüstü araçlar üretilmiştir. Mekanik araçların inşasında hava ve boşluk kadar, denge de temel prensipler¬den birini oluşturmuştur. Bu prensipler M.Ö. 3. yüzyıldan beri bilinmekteydi. Yunan Dünyası’nda hava, boşluk ve denge prensipleri üzerine Ctesibios (M.Ö. 3. yüzyıl), Philon (M.Ö. 2. yüzyıl) ve Heron (M.Ö. 1. yüzyıl) tarafından çalışmalar yapılmış ve bu çalışmalar sonucunda da çeşitli araçlar geliştirilmiştir. Bunların arasında Archimedes (M.Ö. 287–212)’i de saymak gerekir. Ancak Cezeri sayesinde hava, boşluk ve denge konusuna ilişkin kuramsal ve pratik bilgiler doruk noktasına ulaşmıştır. O bu araçları geliştirmekle kalmadı, bu araçlarda kullanılan özel parçaları da çok daha dakik ve hassas hâle getirdi. Örneğin; bu tip araçlarda kullanılmak üzere çok hassas kefeler hazırladı. Cezeri&#8217;nin yaptığı kefe, ortası geniş, kenarlarına doğru darlaşan, bir yarım kayık kap şeklindeydi. Alt kenarı yakınına açılmış iki delikten bir mil geçiyor ve kefe bu milin üzerinde hareket ediyordu. Kefenin arkası, su ile doldurulduğunda dengede kalacak biçimde ağırlaştırılmıştı. Eğer kaba kapasitesinden bir damla daha fazla su ilave edilirse ucu öne doğru eğiliyor ve boşaldıktan sonra denge konumuna geliyordu. Bu derece hassas kefeleri ilk defa Cezeri yapmıştır.Cezeri’nin yaptığı araçlar arasında,Fil Su Saati, Tavus Kuşlu İbrik, Mumlu Saatler, Abdest Almak İçin Otomatlar, Fıskiyeler, Suyu Yukarı çıkaran araçlar bulunmaktadır.Kaynak: Cezeri, el-Câmi beyne’l-İlm ve’l-Amel en-Nâfi Fî Sınaâti’l-Hiyel, (Makine Yapımında Yararlı Bilgiler ve Uygulamalar) Çeviri, İnceleme ve Teknik Açıklamalar: Sevim Tekeli, Melek Dosay ve Yavuz Unat, Türk Tarih Kurumu, 2002.<a href="http://www.tekders.com/wp-content/uploads/2012/04/debikontrolsistemiacezeri.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-589" title="debikontrolsistemiacezeri" src="http://www.tekders.com/wp-content/uploads/2012/04/debikontrolsistemiacezeri-207x300.jpg" alt="" width="207" height="300" /></a></p>
<p><span style="color: #800000;">Bu kitabın üç nüshası kütüphanelerimizde 800 yıl durur ama bir kişi çıkıp uygulayıp Teknoloji çağına hem bizim hem dünyanın belki 500 yıl önce girmesini sağlayamaz. Geçte olsa Avrupalılar tarafından yinede bizden önce keşfedilir. Otomatik Makineler tarihinde “Çağın Doruğuna Erişmiş Büyük Mühendis İbni Razzaz Cesari adıyla saygıyla anılır. Neden buluşları bu kadar önemlidir? İlk olarak mekanizmalar zamanının çok ötesindedirler. Enerji kaynağı, yönetim mekanizması ve feedback (geribesleme) sistemlerinin tümünün su, buhar gücü ve havanın itiş gücü ile yapılmış olması mucize gibidir. Üstelik tüm buluşlar insanımsı, estetik değerlere sahiptir. Ayrıca buluşları hayal ürünü değildir.</span></p>
<p>Alman Profesörü Widemann tarafından tekrar üretilip çalıştırılmışlardır. (Erlangen Üniversitesi) Çağın Harika Bilgini (Bedi-ül Zaman Abdulaziz İbn-i al-Razzaz al Cesari) lakaplı Eb-ül-iz ‘in kitabının kendisi kayıptır ama kopyaları, Topkapı Sarayı Üçüncü Ahmet Kütüphanesi (iki elyazması) ile Ayasofya Kütüphanesinde bulunur. (66 sayfası neyin değerli olduğunu anlayanlar tarafından çalınmış olarak) Daha sonra Kültür Bakanlığı bu kopyadan “Olağanüstü Mekanik Araçların Bilgisi Hakkında Kitap” adında 3000 adet tıpkıbasım kitap basmıştır. (ISBN 975-17-0698-X Kültür Bakanlığı &#8211; 1990)</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.tekders.com/cizreli-eb-ul-iz-cezeri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bill Gates</title>
		<link>http://www.tekders.com/bill-gates/</link>
		<comments>http://www.tekders.com/bill-gates/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 21 Apr 2012 10:00:56 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilim Adamları]]></category>
		<category><![CDATA[Bill Gates]]></category>
		<category><![CDATA[Bill Gates hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[Bill Gates tasarımları]]></category>
		<category><![CDATA[Bill Gates ürünleri]]></category>
		<category><![CDATA[Bill Gates yaptıkları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.tekders.com/?p=585</guid>
		<description><![CDATA[Bill Gates William Henry Gates III, ya da daha çok bilinen adıyla Bill Gates, 28 Ekim 1955 doğumlu ABD&#8217;li işadamı. Gates, MICROGUZU şirketinin kurucularındandır ve şirketin başkanlığını ve baş yazılım mimarlığını yapmaktadır. Forbes dergisine göre 2006&#8242;da Gates dünyanın en zengin kişisiydi. Amerikalı girişimci Gates iki kişilik şirketini (Microsoft) başta gelen bir yazılım şirketine dönüştürdü. Gates [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p class="caps">
<h1><span style="font-size: medium;"><a href="http://www.tekders.com/wp-content/uploads/2012/04/bill_gates.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-586" title="bill_gates" src="http://www.tekders.com/wp-content/uploads/2012/04/bill_gates-233x300.jpg" alt="" width="233" height="300" /></a>Bill Gates<br />
</span></h1>
<p><span style="color: #000000;">William Henry Gates III, ya da daha çok bilinen adıyla Bill Gates, 28 Ekim 1955 doğumlu ABD&#8217;li işadamı.</p>
<p>Gates, MICROGUZU şirketinin kurucularındandır ve şirketin başkanlığını ve baş yazılım mimarlığını yapmaktadır. Forbes dergisine göre 2006&#8242;da Gates dünyanın en zengin kişisiydi.</p>
<p>Amerikalı girişimci Gates iki kişilik şirketini (Microsoft) başta gelen bir yazılım şirketine dönüştürdü. Gates 20. yüzyılın son döneminde en başarılı şirket patronlarından biri oldu. Seattle/Washington&#8217;da avukat bir babayla öğretmen bir annenin oğlu olarak dünyaya gelen Gates, henüz oniki yaşındayken özel bir okulda ilk informatik (bilişim) kurslarına gitti. Okul arkadaşı Paul Allen ile birlikte boş zamanlarını çoğunlukla bilgisayar programları üzerinde çalışarak geçiriyordu.</p>
<p>Yakınlarındaki bir şirketin büyük bilgisayarını para ödemeden kullanabilmek için, iki arkadaş kullanıcılar için yazılım hatalarını arayıp buluyorlardı. Bu şekilde bilgisayar konusunda uzmanlaşan öğrenciler, 1972&#8242;de ilk şirketlerini (Traf-O-Data) kurdular. Bu şirket bir trafik sayım ve kontrol sistemi için programlar üreterek hemen 20.000 dolarlık satış yaptı. Gates bundan bir yıl sonra TRW adlı silah işletmesinde staj gördü, ardından da babasının önerisi üzerine Harvard Üniversitesi&#8217;nde hukuk eğitimi almaya başladı.</p>
<p>Kişisel bilgisayarlar 70&#8242;li yılların ortasında henüz gelişimlerinin ilk aşamasında bulunuyorlardı. MITS şirketinin Altair adını verdikleri en önemli modeli henüz standart bir kullanma programına sahip olmayıp ancak tamamlanmamış bir işletme sistemine sahipti. Gates ve Allen&#8217;ın, Altair için 1974&#8242;te geliştirdikleri program dili BASIC sayesinde bilgisayar kullanıcıları aletlerini kendileri programlayabiliyorlardı. MITS firması genç araştırmacılardan pazarlama lisansını satın alarak kendilerine sistemi daha da geliştirmeleri için sipariş verdi. Gates bunun üzerine tahsilini bırakarak Allen ile birlikte Albuquerque/New Mexico&#8217;da Microsoft adlı şirketi kurdu.</p>
<p>Microsoft, kendini sebatla mikro bilgisayarlar için yazılımı geliştirmeye adayan ilk işletmelerden biridir. Aradan kısa bir süre geçtikten sonra General Electric gibi şirketler, devamlı müşterileri arasında bulunmaktaydı. Gates 1977&#8242;de, aletlerini BASIC ile donatabilmek amacıyla, Apple, Tandy ve Commodore gibi PC (Personal Computer &#8211; Kişisel Bilgisayar) üreticileriyle lisans sözleşmeleri imzaladı. Ayrıca FORTRAN, COBOL ve Pascal gibi program dillerini geliştirmekle, Microsoft&#8217;a bir üstünlük ve uluslararası pazar yolunun kendilerine açılmasını (1978&#8242;den sonra ilkin Japonya olmak üzere) sağladı. Gates 1979&#8242;da yalnızca 13 çalışanıyla yaklaşık 3 milyon dolarlık bir satış gerçekleştirebildi.</p>
<p>1980&#8242;den sonra PC pazarına girip Gates&#8217;i bir PC işletme sistemi geliştirmekle görevlendirince, hızlı yükselişleri sürüp gidegeldi. Microsoft&#8217;un kısa zamanda tasarladığı MS-DOS (Microsoft Disc Operating System &#8211; Diskli İşletme Sistemi) 80&#8242;li yıllarda dünya çapında satış rekorları kırdı (120 milyon nüsha). Gates akıllıca bir öngörüyle haklarını mahfuz tutarak diğer donanım üreticilerine de satış yapabildi. Bunu izleyen zamanda giderek daha çok firma IBM ile bağdaşan aygıtları piyasaya sürünce, geliştirdikleri işletme sistemi bütün bilgisayarlar için standart hale geldi. Bu arada 1.000 çalışanı olan şirket, 80&#8242;li yılların ortasından sonra Avrupa&#8217;da şubeler kurdu. Şirketin başkanlığını yürüten Gates, tutarlı ekip çalışmasına ve katı bir performans ilkesine önem veriyordu. Bütün çalışanların performansları altı ayda bir değerlendirilmekteydi. </span></p>
<p><span style="color: #000000;">                                                                                                                   Bill Gates Evi </span> <span style="color: #000000; font-size: xx-small;"> <img src="http://www.gelisenbeyin.net/img/bill-gates-evi.jpg" alt="" width="500" height="339" align="right" border="0" /></span><span style="color: #000000;"><br />
Gates işletme sistemine paralel olarak uygulama programları alanında da son derece başarılı çalışmalar ortaya koyuyordu. Multiplan Çizelge Hesap Programından (1982) sonra, 1983&#8242;te ilk kez fareyi (mouse) kullanan WORD adlı metin işleme sistemini başlattı. Özellikle WORD Avrupa&#8217;da çok satılırken, ABD&#8217;de Lotus 1-2-3 ve WordPerfect adlı rakipleri karşısında, ancak yavaş yavaş başarıya ulaşabildi.</p>
<p>Microsoft&#8217;un yazılım alanındaki kesin başarısı, Apple şirketinin kendilerine verdikleri siparişle gerçekleşti. Macintosh adını verdikleri örnek oluşturacak nitelikteki bilgisayar için çeşitli uygulama sistemleri (örneğin WORD ve Excel) geliştirildi. Gates şirketini 1986&#8242;da anonim şirkete çevirdi. Aradan çok geçmeden yalnız kendi payının (% 45) borsa değeri 1 milyar doların üzerindeydi.</p>
<p>MS-DOS işletme sisteminin grafik bir iyileştirmesi olan WINDOWS&#8217;un geliştirilmesi çalışmalarına Gates 1985 yılında başlamıştı. WINDOWS&#8217;u piyasaya sürdükten (1987) üç yıl sonra bir pazarlama kampanyasıyla başarılı oldular. Microsoft bu sistemi sürekli olarak daha ileri program elemanlarıyla genişletiyordu. Gates özellikle WINDOWS&#8217;u daha basit ve daha kullanışlı bir biçime sokmaya önem veriyordu. Microsoft 1993&#8242;te tartışmasız piyasanın lideriydi (yıllık ciro: 36 milyar dolar; borsa değeri: 140 milyar doların üstünde). Gates&#8217;in kişisel serveti yaklaşık olarak 50 milyar (2006 Forbes göre) dolar olarak tahmin edilmektedir. </span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.tekders.com/bill-gates/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Battani  (859-929)</title>
		<link>http://www.tekders.com/battani-859-929/</link>
		<comments>http://www.tekders.com/battani-859-929/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 21 Apr 2012 09:58:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilim Adamları]]></category>
		<category><![CDATA[Battani (859-929)]]></category>
		<category><![CDATA[Battani (859-929) hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[icatları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.tekders.com/?p=582</guid>
		<description><![CDATA[Battani  (859-929) Devrinin en önemli astronomlarından ve matematikçilerinden olan Battâni (858-929), Sâbit ibn Kurrâ gibi, Urfa&#8217;nın Harran Bölgesi&#8217;ndendir. Rakka&#8217;da özel bir gözlemevi kurmuş ve burada 887-918 tarihleri arasında son derece önemli gözlemler yapmıştır. Güneş, Ay ve gezegenlerin hareketlerini gözlemlemiş, yörüngelerini doğru bir biçimde belirlemeye çalışmıştır. Güneş ve Ay tutulmaları ile ilgilenmiş, mevsimlerin süresini büyük bir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p class="caps">
<h2><span style="font-size: medium;"><span style="color: #0099ff;"><a href="http://www.tekders.com/wp-content/uploads/2012/04/battani.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-583" title="battani" src="http://www.tekders.com/wp-content/uploads/2012/04/battani.jpg" alt="" width="300" height="300" /></a>Battani  (859-929)</span><br />
</span></h2>
<div id="ana">
<div id="sol">
<p id="icerik"><span style="color: #000000;">Devrinin en önemli astronomlarından ve matematikçilerinden olan Battâni (858-929), Sâbit ibn Kurrâ gibi, Urfa&#8217;nın Harran Bölgesi&#8217;ndendir.</p>
<p>Rakka&#8217;da özel bir gözlemevi kurmuş ve burada 887-918 tarihleri arasında son derece önemli gözlemler yapmıştır. Güneş, Ay ve gezegenlerin hareketlerini gözlemlemiş, yörüngelerini doğru bir biçimde belirlemeye çalışmıştır. Güneş ve Ay tutulmaları ile ilgilenmiş, mevsimlerin süresini büyük bir doğrulukla hesaplamıştır. Ayrıca, ekliptiğin eğimini de dakik olarak belirlemeyi başarmıştır.</p>
<p>Aynı zamanda matematikçi de olan Battâni, bu alanda da son derece önemli çalışmalar yapmıştır. Sinüs, kosinüs, tanjant, kotanjant, sekant ve kosekantı gerçek anlamda ilk defa kullanan bilim adamının Battâni olduğu söylenmektedir. Battâni, çalışmaları sırasında bazı temel trigonometrik bağıntılara ulaşmış ve bunları astronomik hesaplamalarda kullanmıştır.</span></p>
</div>
</div>
<h2><span style="font-size: x-small;"><strong><br />
<span style="color: #0099ff;">SINÜS VE KOSINÜS TABIRLERINI ILK KULLANAN BILGIN </span></strong></span></h2>
<h2 align="left"><span style="font-size: x-small;"><strong> <span style="color: #800000;"><br />
</span><span style="color: #000000;">M.Charles, &#8220;Geometrinde Metodlarin Tarihî Görünümü&#8221; adli eserinde, Battânî´den söz ederken, onun sinüs ve kosinüs tabirlerini ilk kullanan kisi oldugunu ifade eder ve bu tabirleri günes saati hesaplamasinda buldugunu, ona uzayan gölge adini verdigini, buna modern geometride &#8220;tanjant&#8221; dendigini belirtir. Battânî´nin senelerce önce ileri atip kullandigi buluslari Bati asirlarca sonra kullanabilmis ve onlara sâhip cikmistir. Islâm Tarihi Arastiricilarindan Prof. Philip K. Hitti &#8220;Muhtasar Arap Tarihi&#8221; eserinde sunlari kaydeder: &#8220;Süphesiz matematik bilginleri tanjant hakkinda Battânî´den ancak bes asir sonra bilgi sâhibi olabildiler.(Alman astronom ve matematikcisi) Regiomantanus (1436-1476)bununla müserref oldugu halde ondan bir asir sonra yasayan Kopernik (Copernicus,1473-1543) bunu tanimiyordu.&#8221;</span><span style="color: #000000;"><br />
</span></strong></span></h2>
<p align="left"><strong><span style="color: #0099ff;">ESERLERI </span> </strong><span style="color: #008000;"><br />
</span><span style="color: #000000;">1. Kitâbü Mârifet-il Metâli-il Bürûc fî mâ beyne erbe-il felek: On iki burcun gök küresinin dörtte birindeki dogus yerlerinin bilinmesi:<br />
Ay´in tutulmasi, ay ve yildizlarin dogus yerlerinden bahseder. Dunthorn 1794´te ayin asirlik hizini hesaplarken Battânî´nin ay ve günes tutulmalariyla ilgili rasatlarindan oldukca faydalanmistir. Boylamlari 0° den 36° ye kadar kiymetlerine tekabül eden yildizlarin dohus<br />
yerlerini gösteren bir katalogdur. Böylece bir cetveli ilk defa ilim dünyasina kazandiran Battânî olmustur. Daha önce yapilan Habas el-Hasîb adli ziycde (yildiz katalogu) böyle bir cetvel bulunmamaktadir. 2. Risâletünfî tahkîk-i akdâr-il ittisâlât: Yildizlarin Yanyana gelme ölcülerinin arastirilmasi hakkindaki kitapcik: Yildizlarin enlemlerinden faydalanarak isiklarini göndermelerini küresel trigonometriden faydalanarak izâh etmektedir. 3. Serh-ul Makâlât-il erbai li-Batlamyus: Batlamyus´un &#8220;Dört Kitap&#8221; adli eserinin aciklamasi.<br />
</span></p>
<p align="left"><span style="color: #000000;">4. Ez-Zîyc:<br />
Astronomiden bahsetmektedir.. Battânî´nin en önemli ve günümüze kadar gelebilen tek kitabidir. Eser Battânî´nin rasatlarindan elde ettigi neticeleri de icine<br />
almaktadir. Bu eser yalniz Islâm dünyasinda degil Ortacagda ve Rönesansin ilk devrelerinde Avrupa küresel trigonometri üzerinde derin tesirler icra etmistir.<br />
Kitap Kral X.Alfons(öl.1284) tarafindan Arapcadan Ispanyolca´ya tercüme ettirilmistir. 1143 yilinda Ispanya´da Robertus Retinensis tarafindantercüme<br />
edilmis ise de günümüze kadar gelemeden kaybolmustur. Ayrica kitap 12.yüzyilin ilk yarisinda Tivoli´li Piato Tiburtinus tarafindan Latinceye cevrilmistir.<br />
Ayrica Regiomantanus(1436-1476), Sabiî Cetvelleri adiyla söhret bulan bu  ziycleri astronomiye ait önsözüyle bir serhini Latince´ye cevirmistir. Önsöz<br />
1537´de Fergânî(?-860) nin eseriyle birlikte Nürnberg´de basilarak Avrupa ilim dünyasina sunulmustur. 1645´te de Bolonya´da tek eser hâlinde &#8220;Johannes<br />
Regiomontanus&#8221;´un bir kac ilavesiyle &#8220;Albategnius (Battânî)´un Astronomi ilmine dair Eseri&#8221; adi altinda latince bir baslikla yayinlanmistir.<br />
Kopernik(1473-1543)de bu Islâm âliminin eserleriyle etraflica ilgilenmis ve cok istifadeler etmistir. Onun eserleri 1800 yilinda bile Kahire´li Ibni Yunus<br />
(?-1009)´un eserleriyle birlikte Fransiz Laplace(1749-1827)´in incelemelerinde yardimci olmustur. Bu Ziyc Dogu´da Ilhânî Ziyc cikincaya kadar kullanilmistir.<br />
Battânî´nin astronomideki hizmetlerini yadetmek isteyen Bati, Ay´a onun da ismini verdi. Ay haritalarinda ,Bati´da Albategnius olarak söhret buldugundan,<br />
Albategnius olarak kaydedilmistir.</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.tekders.com/battani-859-929/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Batlamyus</title>
		<link>http://www.tekders.com/batlamyus/</link>
		<comments>http://www.tekders.com/batlamyus/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 21 Apr 2012 09:56:47 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilim Adamları]]></category>
		<category><![CDATA[Batlamyus]]></category>
		<category><![CDATA[bilim adamları]]></category>
		<category><![CDATA[hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[icatları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.tekders.com/?p=579</guid>
		<description><![CDATA[Batlamyus Geç İskenderiye Dönemi&#8217;nde yaşamış (M.S. ikinci yüzyılın birinci yarısı) ünlü bilim adamlarından birisi de Batlamyus&#8217;tur. Hayatı hakkında hemen hemen hiç bir bilgiye sahip değiliz. Müslüman astronomlar 78 yaşına kadar yaşadığını söylerler. Belki Yunan asıllı bir Mısırlı, belki de Mısır asıllı bir Yunanlıdır. Yunanca adı Ptolemaios&#8217;tur, ama harf uyuşmazlığı nedeniyle Ortaçağ İslâm Dünyası&#8217;nda Batlamyus diye [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p class="caps">
<h2><span style="font-size: medium;"><a href="http://www.tekders.com/wp-content/uploads/2012/04/batlamyus.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-580" title="batlamyus" src="http://www.tekders.com/wp-content/uploads/2012/04/batlamyus.jpg" alt="" width="150" height="200" /></a>Batlamyus<br />
</span></h2>
<h2><span style="font-size: x-small;"><strong><span style="color: #000000;"> Geç İskenderiye Dönemi&#8217;nde yaşamış (M.S. ikinci yüzyılın birinci yarısı) ünlü bilim adamlarından birisi de Batlamyus&#8217;tur. Hayatı hakkında hemen hemen hiç bir bilgiye sahip değiliz. Müslüman astronomlar 78 yaşına kadar yaşadığını söylerler. Belki Yunan asıllı bir Mısırlı, belki de Mısır asıllı bir Yunanlıdır. Yunanca adı Ptolemaios&#8217;tur, ama harf uyuşmazlığı nedeniyle Ortaçağ İslâm Dünyası&#8217;nda Batlamyus diye tanınmıştır.</p>
<p>Batlamyus astronomi, matematik, coğrafya ve optik alanlarına katkılar yapmıştır; ancak en çok astronomideki çalışmalarıyla tanınır. Zamanına kadar ulaşan astronomi bilgilerinin sentezini yapmış ve bunları Mathematike Syntaxis (Matematik Sentezi) adlı yapıtında toplamıştır. Bu eserin adı, daha sonra Megale Syntaxis (Büyük Derleme) olarak anılmış ve Arapça&#8217;ya çevrilirken başına Arapça&#8217;daki harf-i tarif takısı olan el getirildiği için, ismi el-Mecistî biçimine dönüşmüştür; daha sonra Arapça&#8217;dan Latince&#8217;ye çevrilirken Almagest olarak adlandırıldığından, bugün Batı dünyasında bu eser Almagest adıyla tanınmaktadır.</p>
<p>Almagest, onüç kitaptan oluşur; Birinci Kitap, kanıtlarıyla birlikte Yermerkezli Dizge&#8217;nin anaçizgilerini verir; İkinci Kitap, Menelaus&#8217;un teoremiyle, küresel trigonometri bilgilerini ve bir kirişler tablosunu içerir; burada örnek problemler de çözülmüştür; Üçüncü Kitap, Güneş&#8217;in hareketini ve yıllık süreyi ve Dördüncü Kitap ise, Ay&#8217;ın hareketini ve aylık süreyi konu edinir; Beşinci Kitap aynı konularla ilgilidir, Ay&#8217;ın ve Güneş&#8217;in mesafelerini tartıştığı gibi, bir usturlabın yapılışı ve kullanılışı hakkında da ayrıntılı bilgiler sunar; Altıncı Kitap&#8217;ta gezegenlerin kavuşumları ve karşılaşımları incelenir ve Güneş ve Ay tutulmalarına temas edilir; Yedinci ve Sekizinci Kitap, durağan yıldızlarla ilgilidir, meşhur presesyon tartışmasını, Ptolemaios&#8217;un durağan yıldızlar katalogunu ve bir gök küresi âleti yapabilmek için gerekli olan yöntem bilgisini içerir; geriye kalan beş kitap ise devingen yıldızların, yani gezegenlerin hareketlerine tahsis edilmiştir ve yapıtın en özgün kısmıdır.</p>
<p>Batlamyus, bu eserinde anaçizgileriyle göksel olguları anlamlandırmak maksadıyla kurmuş olduğu geometrik kuramı tanıtmaktadır; Aristoteles fiziğini temele alan bu kuramda, evren küreseldir ve Yer bu evrenin merkezinde hareketsiz olarak durmaktadır. Şayet günlük veya yıllık görünümler Yer&#8217;in hareketleri sonucunda meydana gelseydi, her şey uzaya saçılır ve Yer parçalanırdı. Ay, Merkür, Venüs, Güneş, Mars, Jüpiter, Satürn ve sabit yıldızlar Yer&#8217;in çevresinde, muntazam hızlarla, dairesel hareketler yaparlar. Sabit yıldızlar küresi evrenin sonudur.</p>
<p>Ancak, Yer&#8217;in merkezde olduğu ve gök cisimlerinin de onun çevresinde muntazam bir şekilde dolandıkları kabul edildiğinde, kuramın bazı gözlemleri, örneğin Ay ve Güneş&#8217;in Yer&#8217;e yaklaşıp uzaklaşmalarını, bazen hızlı, bazen yavaş hareket etmelerini açıklaması olanaksızdı. Bunun için Batlamyus Yer&#8217;i belli bir ölçüde merkezden kaydırmıştır. Klasik astronomide bu düzenek (eksantrik) dış merkezli düzenek olarak adlandırılır. Gezegenlerin gökyüzünde ilmek atmalarını, yani durmalarını ve geriye dönmelerini açıklamak için de, (episikl) taşıyıcı düzenek adı verilen başka bir düzenek daha kabul etmiştir.</p>
<p>Batlamyus, Almagest&#8217;in girişinde trigonometriye ilişkin kapsamlı bilgiler vermiştir; çünkü küresel astronominin sınırları içinde kalan klasik astronomiye ait hesaplamalar, küresel geometriye dayanmaktadır. Batlamyus&#8217;tan yaklaşık olarak üç asır önce yaşamış olan Hipparkhos (M. Ö. 150) açıların kirişlerle ölçülebileceğini bildirmiş ve bir kirişler cetveli hazırlamıştı; ancak bu konuya ilişkin yapıtı kaybolduğundan, bu cetveli nasıl düzenlediği bilinmemektedir. Bazı yayların kirişlerinin bulunması çok kolaydı ve bu kirişlere ana kirişler adı verilmişti; ama bunların dışındaki yayların kirişlerinin bulunması uzun işlemleri gerektiriyordu. Bu nedenle Batlamyus kirişler cetvelini hazırlarken bir dairenin içine çizilmiş dörtgenlere ilişkin Batlamyus Teoremi&#8217;ni (AB . CD + AD . BC = AC . BD) kullanmak suretiyle, açılar toplamı ve farkının kirişlerini (kiriş (A-B), kiriş (A+B), kiriş A/2 , kiriş 2A gibi) bulma yoluna gitmişti.</p>
<p>Batlamyus, coğrafya araştırmalarına da öncülük etmiş ve Coğrafya adlı yapıtıyla matematiksel coğrafya alanını kurmuştur. Bu kitap Kristof Kolomb&#8217;a (&#8230;. &#8211; &#8230;.) kadar bütün coğrafyacılar tarafından bir başvuru kitabı olarak kullanılmıştır. </span></strong></span></h2>
<h2><span style="font-size: x-small;"><strong><span style="color: #000000;"><br />
Almagest&#8217;ten sonra yazılan Coğrafya, sekiz kitaba bölünmüştür ve matematiksel coğrafya ile haritaların çizilebilmesi için gerekli olan bilgilere tahsis edilmiştir; Almagest gibi Coğrafya da derleme bir eserdir; Batlamyus bu kitabı hazırlarken Eratosthenes, Hiparkhos, Strabon ve özellikle de Surlu Marinos&#8217;tan büyük ölçüde yararlanmıştır.</p>
<p>Coğrafya&#8217;nın Birinci Kitab&#8217;ı Dünya&#8217;nın veya doğrusunu söylemek gerekirse Yunanlılar tarafından bilinen Dünya&#8217;nın büyüklüğü ve kartografik izdüşüm yöntemleri hakkında ayrıntılı bilgiler verir; İkinci Kitap&#8217;la Yedinci Kitap arasında ise tanınmış memleketlerdeki önemli yerlerin, yani önemli kentlerin, dağların ve nehirlerin enlem ve boylamları verilmek suretiyle Dünya&#8217;nın düzenli bir tasviri yapılır; enlem ve boylamlardan, yani bir başlangıç dâiresine enlemsel ve boylamsal uzaklıklardan söz eden ilk bilgin Batlamyus&#8217;tur; Batlamyus&#8217;un enlem ve boylam tablolarıyla betimlemeye çalıştığı Dünya, kabaca 20* Güney&#8217;den 65* Kuzey&#8217;e ve en Batı&#8217;daki Kanarya Adaları&#8217;ndan, bunların yaklaşık olarak 180* Doğu&#8217;sundaki bölgelere kadar uzanmaktadır; bunun dışında kalan bölgeler ise Yunanlılar ve dolayısıyla Batlamyus tarafından tanınmamaktadır; söz konusu tablolar, haritaların çizilmesini olanaklı kılmaktadır ve nitekim bu haritalar belki de eserin eski nüshalarında mevcuttur; çünkü astronomik bilgileri kapsayan Sekizinci Kitap&#8217;ta bunlara belirgin atıflar yapılmıştır.</p>
<p>Ancak Batlamyus&#8217;un coğrafya anlayışı yeteri kadar geniş değildir. İklim, doğal ürünler ve fiziki coğrafyaya giren konularla hiç ilgilenmemiştir. Başlangıç meridyenini sağlam bir şekilde belirleyemediği için, vermiş olduğu koordinatlar hatalıdır. Ayrıca, Yer&#8217;in büyüklüğü hakkındaki tahmini de doğru değildir. Ancak Kristof Kolomb bu yanlış tahminden cesaret alarak, Batı&#8217;ya doğru gitmiş ve Amerika&#8217;ya ulaşmıştır.</p>
<p>Aynı zamanda, bu dönemin önde gelen optik araştırmacılarından olan Batlamyus, daha önceki optikçilerin çoğu gibi, görmenin gözden çıkan görsel ışınlar yoluyla oluştuğu görüşünü benimsemiştir. Ancak, görsel yayılımın fiziksel yorumunu da vermiş ve bu yayılımın, kesikli ve aralıklı bir koni biçiminde değil de, kesiksiz ve sürekliliği olan bir piramid biçiminde olduğunu belirtmiştir. Şayet böyle olmasaydı, yani ışınlar gözden sürekli bir biçimde çıkmasaydı, nesneler bir bütün olarak görülemezlerdi. Buna rağmen, Batlamyus&#8217;un görsel piramid fikri, optikçiler arasında tutunamamış ve görme söz konusu olduğunda daha çok koni göz önüne alınmıştır. Nitekim kendisinden sonra, İslâm Dünyasında, bilginlerin görsel koni fikrine dayandıkları ve görme geometrisini bunun üzerine kurdukları görülmektedir.</p>
<p>Batlamyus, katoptrik (yansıma) konusuyla da ilgilenmiş ve yapmış olduğu ayrıntılı deneyler sonucunda üç prensip ileri sürmüştür:</p>
<p>1. Aynalarda görünen nesneler, gözün konumuna bağlı olarak, aynadan nesneye yansıyan görsel ışın yönünde görünür.</p>
<p>2. Aynadaki görüntüler nesneden ayna yüzeyine çizilen dikme yönünde ortaya çıkarlar.</p>
<p>3. Geliş ve yansıma açıları eşittir.</p>
<p>(*BOT = *GOT)</p>
<p>Bu prensipler çizim yoluyla yandaki şekilde gösterilmiştir. Buna göre, AY * ayna, G * göz, B * nesne, B&#8217; * görüntü, O * ışının aynada yansıdığı nokta, TO * Normal&#8217;dir.</p>
<p>Bu üç prensipten ilk ikisini kuramsal, üçüncüsünü ise deneysel olarak kanıtlayan Batlamyus, ayna yüzeyine gelen ışının eşit bir açıyla yansıdığını gösterebilmek için, üzeri derecelenmiş ve tabanına düz bir ayna yerleştirilmiş olan bakır bir levha kullanmıştır. Bu levhaya teğet olacak biçimde bir ışın huzmesini ayna yüzeyine gönderip, gelme ve yansıma açılarının büyüklüklerini belirlemiş ve bunların birbirlerine eşit olduğunu görmüştür. Batlamyus bu deneyini küresel ve parabolik bütün aynalar için tekrarlayarak, ulaştığı sonucun doğru olduğunu kanıtlamıştır.</p>
<p>Batlamyus, dioptrik (kırılma) konusuyla da ilgilenmiş ve ışığın bir ortamdan diğerine geçerken yoğunluk farkından dolayı yön değiştirmesinin nedenini araştırmıştır. Bu araştırmanın sonucunda, az yoğun ortamdan çok yoğun ortama geçen ışının, Normal&#8217;a yaklaşarak ve çok yoğun ortamdan az yoğun ortama geçen ışının ise Normal&#8217;den uzaklaşarak kırıldığını ve kırılma miktarının yoğunluk farkına bağlı olduğunu ileri sürmüştür.</p>
<p>Nitekim onun bu konuyu ele alırken benimsediği bazı prensiplerden bunu açıkça görmek olanaklıdır:</p>
<p>1. Görsel ışın az yoğundan çok yoğuna veya çok yoğundan az yoğuna geçtiğinde kırılır.</p>
<p>2. Görsel ışın doğrusal olarak yayılır ve farklı yoğunluktaki iki ortamı birbirinden ayıran sınırda yön değiştirir.</p>
<p>3. Gelme ve kırılma açıları eşit değildir; fakat aralarında niceliksel bir ilişki vardır.</p>
<p>4. Görüntü, gözden çıkan ışının devamında ortaya çıkar.</p>
<p>Batlamyus ortam farklılıklarından dolayı ışığın uğradığı değişimleri, aynı zamanda kırılma kanununu da içerecek şekilde deneysel olarak göstermeye çalışmış ve çeşitli ortamlardaki (havadan cama, havadan suya ve sudan cama) kırılma derecelerini gösteren kırılma cetvelleri hazırlamıştır. Ancak verdiği değerler küçük açılar dışında tutarlı olmadığı için kırılma kanununu elde edememiştir.</p>
<p>Batlamyus, daha önce Babil ve Yunan astronomları ve astrologları tarafından derlenmiş bilgi birikimden yararlanmak suretiyle astrolojiyi de sistemleştirmiştir! Dört bölümden oluştuğu için Tetrabiblos (Dört Kitap) olarak adlandırmış olduğu yapıtında, gezegenlerin nitelik ve etkileri, burçların özellikleri, uğurlu ve uğursuz günlerin belirlenmesi gibi astrolojinin sınırları içine giren konular hakkında ayrıntılı bilgiler vermiştir. Ortaçağ ve Yeniçağ astrolojisi bu kitabın sunmuş olduğu birikime dayanacaktır.</p>
<p>Astroloji bir bilim değildir, ama astronomi ile birlikte doğmuş ve yaklaşık olarak 18. yüzyıla kadar, bu bilimin gelişimini, kısmen olumlu kısmen de olumsuz yönde etkilemiştir; bu nedenle astronomi tarihi araştırmalarında astrolojiye ilişkin gelişmelerden de bahsetmek gerekir. </span> </strong></span></h2>
<h2><strong>Batlamyus Evren Modeli</strong><span style="font-size: x-small;"><strong><span style="color: #800000;"><br />
</span></strong></span> <strong> <span style="color: #800000; font-size: x-small;">Batlamyus&#8217;un çalışmalarının temelleri Hipparchus&#8217;a dayanır, Batlamyus&#8217;un 1400 yıl hükümdarlık süren dünya merkezli evren modeli oluşturmasında çok büyük etkisi olmuştur. Batlamyus, Hipparchus&#8217;un 850 yıldız içeren yıldız kataloğunu 1022 yıldıza çıkarmıştır.</p>
<p>Bu arada gezegenlerle de ilgilenen Batlamyus, Aristoteles&#8217;in dönen kürelerinin, gezegenlerin hareketini ve parlaklıklarının değişiminin nedenini açıklamakta yeterli olmadığını fark etmiştir. Bu durumu düzeltmek için gezegenlerin Dünya etrafında dolanırken aynı zamanda da Dünya merkezli çember üzerinde dairesel bir hareket (epicycle) yapmaları gerektiğini düşünmüştür.</p>
<p>Böylece gezegenler Dünya&#8217;dan farklı uzaklıklarda bulunabilecekti ve buna bağlı olarak parlaklık değişimlerinin nedeni de anlaşılmış olacaktı, çünkü gezegen uzaklaştıkça parlaklık azalacak yaklaştıkça ise artacaktı. Aynı zamanda gezegenlerin farklı hızlarda hareket etmesi de açıklanmış oluyordu.</p>
<p>İyi bir matematikçi olan Batlamyus, ortaya koyduğu modelin gözlemlerle karşılaştırıldığında tam bir doğruluktan uzak olduğunu fark edip bu durumu düzeltmek için Dünya&#8217;yı merkezden biraz dışarı yerleştirmiştir. Günümüzde gezegenlerin yörünge düzlemlerinin elips olduğu bilinmektedir.</p>
<p>Batlamyus. Dünya&#8217;yı merkezinin dışına taşıyarak bir bakıma elipse yakın bir yörünge önermiş oluyordu. Batlamyus, yörüngelerin elips olduğunu kabul etseydi, modelinin daha basit ve gözlemlere daha uyumlu olacağını biliyordu ama inançları doğrultusunda hareket ettiğinden dolayı dairesel yörüngelerde ısrarcı davrandı.</p>
<p>Aristoteles, dairesel hareketin en kusursuz hareket olduğunu savunmuştur ve Batlamyus da bu geleneğin izinden gitmiştir. Rönesans&#8217;a kadar geçerliliğini korumuş kilisenin desteğini almış olan bu model Kopernik Devrimi ile son bulmuştur.</span></strong><span style="color: #000000;"><br />
</span></h2>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.tekders.com/batlamyus/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ali Kuşçu</title>
		<link>http://www.tekders.com/ali-kuscu/</link>
		<comments>http://www.tekders.com/ali-kuscu/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 21 Apr 2012 09:55:02 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilim Adamları]]></category>
		<category><![CDATA[Ali Kuşçu]]></category>
		<category><![CDATA[Ali Kuşçu hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[eserleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.tekders.com/?p=576</guid>
		<description><![CDATA[Onbeşinci yüzyılda yaşamış olan önemli bir astronomi ve matematik bilginidir. Babası Timur&#8217;un (1369-1405) torunu olan Uluğ Bey&#8217;in (1394-1449) doğancıbaşısı idi. &#8220;Kuşçu&#8221; lâkabı buradan gelmektedir. Ali Kuşçu, Semerkand&#8217;da doğmuş ve burada yetişmiştir. Burada bulunduğu sıralarda, Uluğ Bey de dahil olmak üzere, Kadızâde-i Rûmî (1337-1420) ve Gıyâsüddin Cemşid el-Kâşî (?-1429) gibi dönemin önemli bilim adamlarından matematik ve [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p class="caps"><span style="color: #000000;"><a href="http://www.tekders.com/wp-content/uploads/2012/04/Ali-Kuscu.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-577" title="Ali-Kuscu" src="http://www.tekders.com/wp-content/uploads/2012/04/Ali-Kuscu-225x300.jpg" alt="" width="225" height="300" /></a>Onbeşinci yüzyılda yaşamış olan önemli bir astronomi ve matematik bilginidir. Babası Timur&#8217;un (1369-1405) torunu olan Uluğ Bey&#8217;in (1394-1449) doğancıbaşısı idi. &#8220;Kuşçu&#8221; lâkabı buradan gelmektedir.</p>
<p>Ali Kuşçu, Semerkand&#8217;da doğmuş ve burada yetişmiştir. Burada bulunduğu sıralarda, Uluğ Bey de dahil olmak üzere, Kadızâde-i Rûmî (1337-1420) ve Gıyâsüddin Cemşid el-Kâşî (?-1429) gibi dönemin önemli bilim adamlarından matematik ve astronomi dersleri almıştır. Ali Kuşçu bir aralık, öğrenimini tamamlamak amacı ile, Uluğ Bey&#8217;den habersiz Kirman&#8217;a gitmiş ve orada yazdığı Hall el-Eşkâl el-Kamer adlı risalesi ile geri dönmüştür. Dönüşünde risaleyi Uluğ Bey&#8217;e armağan etmiş ve Ali Kuşçu&#8217;nun kendisinden izin almadan Kirman&#8217;a gitmesine kızan Uluğ Bey, risaleyi okuduktan sonra onu takdir etmiştir.</p>
<p>Ali Kuşçu, Semerkand&#8217;a dönüşünden sonra, Semerkand Gözlemevi&#8217;nin müdürü olan Kadızâde-i Rûmî&#8217;nin ölümü üzerine gözlemevinin başına geçmiş ve Uluğ Bey Zîci&#8217;nin tamamlanmasına yardımcı olmuştur. Ancak, Uluğ Bey&#8217;in ölümü üzerine Ali Kuşçu Semerkand&#8217;dan ayrılmış ve Akkoyunlu hükümdarı Uzun Hasan&#8217;ın yanına gitmiştir. Daha sonra Uzun Hasan tarafından, Osmanlılar ile Akkoyunlular arasında barışı sağlamak amacı ile Fatih&#8217;e elçi olarak gönderilmiştir.</p>
<p>Bir kültür merkezi oluşturmanın şartlarından birinin de bilim adamlarını biraraya toplamak olduğunu bilen Fatih, Ali Kuşçu&#8217;ya İstanbul&#8217;da kalmasını ve medresede ders vermesini teklif eder. Ali Kuşçu, bunun üzerine, Tebriz&#8217;e dönerek elçilik görevini tamamlar ve tekrar İstanbul&#8217;a geri döner. İstanbul&#8217;a dönüşünde Ali Kuşçu, Fatih tarafından görevlendirilen bir heyet tarafından sınırda karşılanır. Kendisi için ayrıca karşılama töreni yapılır. Ali Kuşçu&#8217;yu karşılayanlar arasında, zamanın ulemâsı İstanbul kadısı Hocazâde Müslihü&#8217;d-Din Mustafa ve diğer bilim adamları da vardır. İstanbul&#8217;a gelen Ali Kuşçu&#8217;ya 200 altın maaş bağlanır ve Ayasofya&#8217;ya müderris olarak atanır. Ali Kuşçu, burada Fatih Külliyesi&#8217;nin programlarını hazırlamış, astronomi ve matematik dersleri vermiştir. Ayrıca İstanbul&#8217;un enlem ve boylamını ölçmüş ve çeşitli Güneş saatleri de yapmıştır. Ali Kuşçu&#8217;nun medreselerde matematik derslerinin okutulmasında önemli rolü olmuştur. Verdiği dersler olağanüstü rağbet görmüş ve önemli bilim adamları tarafında da izlenmiştir. Ayrıca dönemin matematikçilerinden Sinan Paşa da öğrencilerinden Molla Lütfi aracılığı ile Ali Kuşçu&#8217;nun derslerini takip etmiştir. Nitekim etkisi onaltıncı yüzyılda ürünlerini verecektir.</p>
<p>Ali Kuşçu&#8217;nun astronomi ve matematik alanında yazmış olduğu iki önemli eseri vardır. Bunlardan birisi, Otlukbeli Savaşı sırasında bitirilip zaferden sonra Fatih&#8217;e sunulduğu için Fethiye adı verilen astronomi kitabıdır. Eser üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde gezegenlerin küreleri ele alınmakta ve gezegenlerin hareketlerinden bahsedilmektedir. İkinci bölüm Yer&#8217;in şekli ve yedi iklim üzerinedir. Son bölümde ise Ali Kuşçu, Yer&#8217;e ilişkin ölçüleri ve gezegenlerin uzaklıklarını vermektedir. Döneminde hayli etkin olmuş olan bu astronomi eseri küçük bir elkitabı niteliğindedir ve yeni bulgular ortaya koymaktan çok, medreselerde astronomi öğretimi için yazılmıştır. Ali Kuşçu&#8217;nun diğer önemli eseri ise, Fatih&#8217;in adına atfen Muhammediye adını verdiği matematik kitabıdır. </span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.tekders.com/ali-kuscu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Svante August Arrhenius</title>
		<link>http://www.tekders.com/svante-august-arrhenius/</link>
		<comments>http://www.tekders.com/svante-august-arrhenius/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 18 Apr 2012 21:05:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilim Adamları]]></category>
		<category><![CDATA[bilim adamları]]></category>
		<category><![CDATA[bilim adamları ve buluşları]]></category>
		<category><![CDATA[bilim adamlarının hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[mucitler]]></category>
		<category><![CDATA[Svante August Arrhenius]]></category>
		<category><![CDATA[Svante August Arrhenius hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[Svante August Arrhenius kimdir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.tekders.com/?p=571</guid>
		<description><![CDATA[Dost kazanmakta da bir dahi olan , İsveçli bu büyük kimyacı, yaşamı boyunca çağının tüm bilim adamlarıyla tanıştı; onların sevgi ve saygısını kazandı. Bununla birlikte mesleğinin ilk yılları, kendini kabul ettirmek için verdiği mücadelelerle doludur. Arhenius, 22 yaşında elektriğin sulu çözeltilerden geçişi ile ilgili olarak bir çok deney yaptı ve doktorasını hazırlamak için bu deneylere [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p class="caps"><a href="http://www.tekders.com/wp-content/uploads/2012/04/svante-august-arrhenius-kimdir.jpg"><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-572" title="iarrheu001p1" src="http://www.tekders.com/wp-content/uploads/2012/04/svante-august-arrhenius-kimdir-136x150.jpg" alt="" width="136" height="150" /></a>Dost kazanmakta da bir dahi olan , İsveçli bu büyük kimyacı, yaşamı boyunca çağının tüm bilim adamlarıyla tanıştı; onların sevgi ve saygısını kazandı. Bununla birlikte mesleğinin ilk yılları, kendini kabul ettirmek için verdiği mücadelelerle doludur.</p>
<p>Arhenius, 22 yaşında elektriğin sulu çözeltilerden geçişi ile ilgili olarak bir çok deney yaptı ve doktorasını hazırlamak için bu deneylere devam etmeye karar verdi. Upsala Üniversitesindeki laboratuarında, yüzlerce çözelti üzerinde, çok geniş bilgiler topladı. Bunlara dayanarak, sulu çözeltilerin yüklü tanecikler yani iyonlar içerdiği hipotezini ileri sürdü. Bu, o sıralarda devrim yaratıcı bir görüştü; profesörleri bu hipotezi kendi düşüncelerinden o kadar farklı gördüler ki ona &#8220;doktor&#8221; unvanını istemeyerek verdiler.</p>
<p>Arrhenius yılmadı ve tezinin örneklerini diğer bilim adamlarına gönderdi. Bu köklü düşünceleri ancak bir kaç kişi ciddiye aldı. Almanyalı büyük bilgin Ostwald da bunlardan biriydi ve Arrhenius&#8217;la tanışmak için İsveç&#8217;e gitti. Bu büyük bilim adamı tarafından yüreklendirilen Arrhenius, Almanya ve Hollanda&#8217;ya giderek incelemeler yaptı. 1889 da &#8221; Sulu Çözeltilerde Maddelerin Ayrışması &#8221; başlıklı çalışmasını yayınladı. Sonra Leibzig Üniversitesine profesör olmak üzere çağrıldı; ama o Stocholm&#8217;da bir lise öğretmeni olmayı yeğledi. İleri sürdüğü kuram hala genel bir kabul görmüş değildi. Kendisine karşı çıkanlar, onun görüşlerini &#8220;vahşi İyonyalıların göçü&#8221; diyerek küçümsüyorlardı. Uzun tartışmalar sonucunda 1893 te Stockholm&#8217;de profesör oldu. Almanya&#8217;daki bilim adamları Arrhenius&#8217;a büyük destek verdi. Profesör olarak atanmasından iki yıl sonra rektör seçildi ve Nobel Ödülünü kazandı. Böylece uzun bir süre sonunda da olsa hak ettiği başarının sonuçlarını elde etti. Kendisine Berlin&#8217;de kimya profesörlüğü önerildi. Ancak o sıra İsveç Kralı Fizikokimya Nobel Enstitüsünü kurdu; 1905 yılında da Arrhenius bu kurumun direktörü oldu. Ölümüne dek, yorulmaz bir deneyci ve çok yönlü bir bilim adamı olarak çalıştı.</p>
<p>Arrhenius&#8217;un bilimdeki başarısını, onun yalnız parlak bir bilim adamı olmasında değil, aynı zamanda kendi görüşlerini yılmadan savunmasında aramak gerekir. Sulu çözeltilerin özeliklerini anlayışı, çağının düşüncelerinden o kadar ileriydi ki, eğer kuramının doğruluğu üzerindeki inancı bu kadar kuvvetli olmasaydı kolayca bir kenara atılabilirdi. Sulu çözeltilerin iyonik modeli, kimyanın çehresinin değişmesinde önemli bir etken olmuştur.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.tekders.com/svante-august-arrhenius/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Uluğ Bey</title>
		<link>http://www.tekders.com/ulug-bey/</link>
		<comments>http://www.tekders.com/ulug-bey/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 18 Apr 2012 20:56:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilim Adamları]]></category>
		<category><![CDATA[bilim adamları]]></category>
		<category><![CDATA[bilim adamları ve buluşları]]></category>
		<category><![CDATA[bilim adamlarının hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[mucitler]]></category>
		<category><![CDATA[müslüman bilim adamları]]></category>
		<category><![CDATA[Uluğ Bey]]></category>
		<category><![CDATA[Uluğ Bey hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[Uluğ Bey kimdir]]></category>
		<category><![CDATA[Uluğ Bey Uluğ Bey kimdir]]></category>
		<category><![CDATA[Uluğ Beyin hayatı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.tekders.com/?p=567</guid>
		<description><![CDATA[Timur&#8217; un Torunu. Unvanı: Mugisiddin Mirza. Asıl adı: Torazan Mehmet olmakla birlikte Uluğ Bey diye ünlenmiştir. Şahruh oğlu. Sultaniye&#8217; de(günümüz İran’ı) 1393&#8242; te doğdu. Çok genç yaşta yönetim işleriyle uğraşmaya başladı. Uluğ Bey’in matematikteki ve astronomideki başarılarıyla ilgilenmemize karşın,onun yaşamındaki önemli etkisini anlayabilmemiz için bölgenin tarihine kısaca göz atmalıyız. Dedesi Timur, bugünkü Özbekistan’ın Transoksanya’da yaşayan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p class="caps"><a href="http://www.tekders.com/wp-content/uploads/2012/04/Uluğ-Bey.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-568" title="Uluğ Bey, Uluğ Bey kimdir, Uluğ Bey hayatı" src="http://www.tekders.com/wp-content/uploads/2012/04/Uluğ-Bey.jpg" alt="" width="103" height="142" /></a></p>
<p>Timur&#8217; un Torunu. Unvanı: Mugisiddin Mirza. Asıl adı: Torazan Mehmet olmakla birlikte Uluğ Bey diye ünlenmiştir. Şahruh oğlu. Sultaniye&#8217; de(günümüz İran’ı) 1393&#8242; te doğdu. Çok genç yaşta yönetim işleriyle uğraşmaya başladı. Uluğ Bey’in matematikteki ve astronomideki başarılarıyla ilgilenmemize karşın,onun yaşamındaki önemli etkisini anlayabilmemiz için bölgenin tarihine kısaca göz atmalıyız. Dedesi Timur, bugünkü Özbekistan’ın Transoksanya’da yaşayan bir Moğol kabilesi olan Türki-Barlas aşiretinden gelmektedir. Timur, birçok Türk-Moğol kabilesini (aşiretini) önderliği altında birleştirdi ve bugün İran,Irak ve Türkiye’nin doğusunu içine alan bir bölgeyi süvari okçulardan oluşan ordularıyla fethe koyuldu. torunu Uluğ Beyin doğumundan kısa bir süre sonra Hindistan’ı işgal etti ve 1399&#8242;da Delhi&#8217;nin denetimini ele geçirdi. Timur 1399-1402 arasında Suriye&#8217;deki Mısırlı Memluklular ve Ankara yakınlarındaki bir savaşta Osmanlılar üzerinde zafer kazanarak imparatorluğunu batıya doğru genişletmeye devam etti. Timur 1405&#8242;te Çin’e doğru giderken ordularının başında öldü.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Timur&#8217;un ölümünden sonra imparatorluk oğulları arısında pay edildi. Timur’un dördüncü oğlu olan,Uluğ Beyin babası Şah Ruh,1407&#8242;de Semerkant’ın denetimini yeniden ele geçirdi;İran ve Türkistan dahil,imparatorluğun çoğuna egemen oldu. Semerkant,Timur imparatorluğunun başkenti olmuştu. Ancak, Timur’un torunu Uluğ Bey,onun saray erkanında yetişmiş olmasına karşın bu şehirde nadiren bulunuyordu. Timur askeri seferde değilken de bir yerden bir yere ordusuyla giderdi ve torunu Uluğ Bey dahil saray halkı da onunla birlikte seyahat ederdi.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Şah Ruh 1409&#8242;da Horasandaki Herat kentini (bugünkü batı Afganistan) yeni başkenti yapmaya karar verdi. Şah Ruh, bir ticaret ve kültür merkezi yaparak buraya hükmetti. Burada bir kütüphane kurdu.. Bununla birlikte,Şah Ruh, Semerkant’tan vazgeçmedi. Bunun yerine bu şehri siyaset ve askeri fetihten çok,bir kültür merkezi yapmakla ilgilenen oğlu Uluğ Bey’e verdi. Uluğ Bey Semerkant’ın kontrolü kendisine verildiğinde 16 yaşındaydı ve babasının vekili olarak Maveraünnehir bölgesinin egemeni oldu.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Uluğ Bey, aslında özellikle bir matematikçi ve astronomdur. Bununla birlikte, edebiyatı, şiir ve tarih yazmayı ve Kuran çalışmayı kesinlikle ihmal etmemiştir. Astronomi çalışmalarını ilerletmek için 1417&#8242;de bir medrese yaptırmaya başladı.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Semerkant’taki Rigestan Meydanının karşısında duran medrese, 1420&#8242;de tamamlandı ve Uluğ Bey, döneminin en ünlü bilim adamlarını buraya çağırdı.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Uluğ Bey 60 kadar bilim adamını Semerkant’taki Medreseye katılmaya çağırdı. Hiç şüphe yok ki,Uluğ Beyin kendisinden başka El-Kaşi de Semerkant’ın önde gelen bir astronom ve matematikçisiydi. El-Kaşi’nin babasına yazdığı mektuplar günümüze kadar ulaşmıştır. Bunlar, Semerkant&#8217;ta yazılmıştır ve oradaki bilimsel yaşamın harika bir betimlemesini yapmaktalar. El-Kaşi bu mektuplarında Semerkant’taki diğer bilim adamlarından çok Uluğ Bey’in matematiksel yeteneklerini övmektedir.Yalnızca kadızade saygınlığını kazanmıştır. Uluğ Bey, astronomiye ilişkin sorunların serbestçe tartışıldığı bilimsel toplantılara başkanlık etmekteydi. Bu sorunlar genellikle El-Kaşi dışında hepsi için zordu. Bu mektuplar Semerkant’taki medresede Uluğ Beyin en yakın yardımcısının El-Kaşi olduğunu doğrulamaktadır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Uluğ Bey, medreseye ek olarak,1428&#8242;de Semerkant’ta bir de Gözlemevi yaptırdı. Dairesel bir şekli olan Gözlemevi üç seviyeye sahipti: çapı 50 metrenin üzerinde ve yüksekliği 35 metre idi. Gözlemevinin müdürü Müslüman bir astronom olan Ali Kuşçu idi. El-Kaşi ve medreseye atanan diğer matematikçiler ve astronomlar aynı zamanda Gözlemevinde çalışıyorlardı</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Gözlemevi için özel olarak kurulmuş aletler arasında, zemini o bölümü için çok büyük olduğundan Gözlemevine yerleştirilebilmesi için sökülmesi gerekil olan bir kadran vardı. Aynı zamanda,bir mermer sekstant,bir tiküetram ve bir halkalı küre vardı.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Başlıca başarılar şöyleydi: Kübik denklemlerin doğru yaklaşık çözümleri için yöntemler, iki terimli teorem ile çalışma;Uluğ Bey’in sekiz ondalık kesre kadar doğru olan kesin sinüs ve kosünüs tabloları;kküresel trigonometri formülleri ve özellikle önemli olan Batlamyusunkinden beri ilk kapsamlı yıldız cetveli olan,Uluğ Bey’in Yıldızlar Cetveli.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Bu yıldız kataloğu 17. yy’a kadar bu tür çalışmalar için standart oluşturmuştur. Katalog,Uluğ Bey, El-Kaşi ve Kadızade başta olmak üzere Gözlemevinde çalışan çok sayıda bilim adamının ortam ürünüydü. Uluğ Beyin kadrosu gözlem tabloların yanısıra takvim hesapları ve tirgonometrik işleler yapmışlardı.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Trigonometrik sonuçlar, 1 dereceleik aralarla sinüs ve tanjantların tablolarını içermekteydi. Bu tablolar en azından 8 ondalık eksre kadar doğru olan, yüksek bir doğruluk derecesi göstermektedir. Hesaplama,Uluğ beyin sayısal yöntemlerle çözdüğü kübik bir denklemin çözümü olarak göstererek çözdüğü sin 1 derecenin doğru bir saptamasına dayanmaktadır:</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Sin 1°=0.017452406437283571&#8242;i elde etmiştir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Doğruya yakın tahmini şöyledir:</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Sin 1°=0.017452406437283512820</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Bu da Uluğ Beyin başardığı kayda değer doğruluğu göstermektedir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Gözlemevindeki gözlemler, o zaman dek sorgusuz kabul edilmiş olan Batlamyus’un hesaplamalarındaki bir dizi hatayı ortaya çıkarmıştır. Gözlemlerden elde edilen veriler,Uluğ beyin bir yılın uzunluğunu oldukça doğru bir değer olan 365 gün 5 saat 49 dakika 15 saniye olarak hesaplamasını sağlamıştır. Güneş’e ,Ay’a ve gezegenlere ilişkin veriler elde etmiştir. Gezegenlerin hareketleri için bir yılın üzerindeki verileri, çoğu çalışmasında olduğu gibi oldukça doğrudur:</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>“&#8230; (Satürn,Jüpiter,Mars,Venüs)&#8217;e ilişkin Uluğ beyin verileri ve modern zamanlarınkiler arasındaki fark iki ila beş saniye limitleri arasına düşmektedir ”</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Uluğ beyin siyaseti bilim akadari yi değildi. 1447&#8242;de babasının ölümünden sonra,sadece tek oğul olmasına rağmen iktidarı elinde tutmayı başaramadı. Kendi oğlu Abdüllatif’in kışkırtması sonucu Semerkant’ta öldürüldü. Mezarı, Timur tarafından Semerkant’ta inşa edilmiş olan mozolede 1941&#8242;de keşfedildi. Uluğ Beyin elbiseleriyle gömüldüğü anlaşılmıştır. Bunun, Uluğ Beyin bir şehit olarak kabul edildiğini gösterdiği bilinmektedir. Vücudu incelendiğinde açılan yaralar çok bellidir:</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>“&#8230;üçüncü boyun omuru,gövdenin ana bölümü ve bu omurun bir yayı açıkça yarılmış bir şekilde keskin bir aletle kesilmiştir.”</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Uluğ Bey,dedesi Timur, 1404 yılında öldüğünde Semerkant&#8217; taydı. Babasının torunu Mirza Halil Sultan Semerkant ve tüm Maveraünnehir&#8217; i işgal edince babasının yanına Herat&#8217; a döndü. Baba Şahruh 1409&#8242; da buraları geri alınca daha 16 yaşındaydı ve Türkistan ile Maveraünnehir i yönetmek için görevlendirildi. Bu tarihten itibaren Uluğ bey kendine Semerkant&#8217; ı başkent yaptı hem yönetmeye, hem öğrenmeye başladı.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&#8220;Uluğ Bey&#8217;in dillere destan rasathanesi, şehrin doğu yönünde, varoş sayılabilecek bir noktada, alçak bir tepenin üzerindedir. Yanıbaşındaki kır lokantasında lezzetli bir şaşlık yemeyi ihmal etmeden rasathaneden bugüne kalan yapıya tırmanınca, gökyüzünü eller gibi olursunuz. Ve, Uluğ Bey&#8217;in büyük bir bilim adamı ve astronon olmasının tesadüf olmadığını da anlayabilirsiniz. Gök mü, Semerkant&#8217;la öpüşmek için o kadar alçalmıştır, Semerkant&#8217; mı gökyüzüne dokunmak için o kadar yükselmiştir; yoksa Uluğ bey gibi bir anıt insanın orda çalıştığını biliyor olmak mı size bu duyguları aşılıyor, bilinmez.&#8221; (Cengiz Çandar, 28 Aralık 1997, Sabah)</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>1421 yılında Kadızade&#8217; nin yönettiği medreseyi kurdu. Aynı tarihlerde rasathaneyi ( gözlemevini) de kurmaya başladı. Babasının sağlığında tam 39 sene aralıksız yönetimde bulundu. Babası ölünce de yalnız üç yıl Herat&#8217; ta Gürgani Hanedanının tahtına geçti. Semerkant&#8217; taki huzur devri sona ermişti! Gerçi eski anılar da vardı: Örneğin 1426&#8242; da Özbek Hanı olan Buruk Oğlan&#8217; ın saldırısı üzerine Uluğ bey büyük bir yenilgiye uğramıştı. Bu olay onu, intihar edebilecek derecede üzmüştü. Bereket versin tüm Maveraünnehir&#8217; i işgal etmek isteyen Burak Oğlan&#8217; a karşı babası Sultan Şahruh kendisine yardıma gelmiş ve kurtarmıştı. Baba Şahruh ölünce (1446), Uluğ Bey tahta çıkacak tek veliahttı. Herat&#8217; a gitti. Bir de ne görsün? Vilayetlerde bulunan Mirza&#8217; ların her biri bağımsızlığını açıklıyordu. Uluğ Bey sonunda Horasan&#8217; da oğlu Abdüllatif&#8217; in yardımıyla düşmanlarını alt etti. Ancak 1448 yılında Herat&#8217; a girince babası Şahruh&#8217; un tüm hazinelerine el koydu; Şahruh&#8217; un torunu ( kendi oğlu) Abdüllatif için ayırdığı payı kendisine vermedi.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Uluğ Bey, küçük oğlu Mirza Abdülaziz&#8217; i çok seviyordu. Bu yüzden kendi başarısını ve tasarrufunu onun eseri gibi göstermeye kalktı. Bu olay, baba ile diğer oğul arasındaki soğukluğu büsbütün artırdı.Abdüllatif babasının Semerkant’a hareketi üzerine bir hafta Herat’ta kaldıktan sonra,babasından ayrılan askerin başına geçerek isyan etti. Uluğ bey, oğluyla uzun mücadaleler sonunda galip geldi. Ne yazık akış değişti. Timur&#8217; un torunlarından ve Uluğ Bey&#8217; in yetiştirmelerinden Ebu Sait Bahadır Han, bu sırada Uluğ Bey’in küçük oğlu Abdülaziz&#8217; in elinde kalmış olan Semerkant şehrini zaptetti. Onu kurtarmak için Uluğ bey, Semerkant&#8217; a doğru hareket etti; ama mağlup oğlu Abdüllatif&#8217; in topladığı askerlerin baskınına uğradı ve yenildi. Babalar ve oğullar savaşıyordu. Asker dağılmıştı, bunun üzerine küçük oğlu Abdülaz ile birlikte Şahruhiye kalesine sığınmak istedi; ama kale dizdarı kendisini içeri almadı. Sonunda Abdüllatif&#8217;e teslim olmaya mecbur oldu. Oğul, babayı teslim alıyordu. Önce hürmetle karşıladı. Sonra şehirdeki karşıtlarına teslim etti. Ve bu bilgin hükümdar, 1449 yılında asilerce öldürüldü(1449).</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Uluğ Bey, bilgindi ve iyi bir insandı. Zamanının çoğunu düşünmekle ve bilginler topluluğunu toplamakla geçirirdi. Çevresine zamanının en büyük düşünürlerini ve bilginlerini toplamışt:. Kadızade, Gıyasettin Cemşit&#8217; ten başka devrin ünlü ozanlarından ( şairlerinden) Hoca İsmetullah Buhari, Mevlana Bedahşii Semerkandi; nakli ilimlerde ünlü olan Mevlana Celaleddin Neffasi, Uluğ Bey meclisinin sürekli konuklarıydı. Uluğ Bey&#8217; in güçlü bir hafızası vardı. Matematik ve astronomi ile doğrudan ilgileniyordu. Ama o zamanlarda çok revaçta olan müneccimlik ( astroloji, fal bakma) hevesinden de kendisini kurtaramamıştı. Hareketlerinin bazılarını, müneccimlerin verilerine göre yapmak gibi bir huyu vardı.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Daha babası hayatta iken Semerkand&#8217;da Kadızade &#8216;nin yönettiği medreseyi kurdu(1421). Aynı tarihte rasathaneyi kurmaya başladı. Semerkant&#8217;ta Kühenk tepesinin üzerinde kurulmuş olan bu rasathane aletlerinin mükemmelliği ve binasının güzelliği ile de ünlüydü. Gözlemevinin (rasathanenin) yönetimini yukarıda adı geçen bilginlerin ölümünden sonra Ali Kuşçu&#8217;ya verdi. Onun yardımı ile de bu rasathanede meşhur olan Zeyc-i Gurgani diye ünlenen gözlemlerini oluşturdu.</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.tekders.com/ulug-bey/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Werner Heisenberg</title>
		<link>http://www.tekders.com/werner-heisenberg/</link>
		<comments>http://www.tekders.com/werner-heisenberg/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 18 Apr 2012 20:40:23 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilim Adamları]]></category>
		<category><![CDATA[Heisenberg]]></category>
		<category><![CDATA[Werner]]></category>
		<category><![CDATA[Werner Heisenberg]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.tekders.com/?p=563</guid>
		<description><![CDATA[Bilim tarihinde yüzyılımızın ilk çeyreği, devrimsel atılımların birbirini izlediği, fırtınalı bir dönemdir. Planck&#8217;ın kuantum, Einstein&#8217;ın görelilik kuramları ve Rutherford&#8217;un atom modeli, bu atılımların başlıcalarıdır. &#160; Bohr&#8217;un 1913&#8242;te ortaya koyduğu kuantum atom modeli, 1920&#8242;lerde özellikle genç fizikçilerin ilgi odağı olmuştu. Ne var ki bu model, bazı önemli noktalara ışık tutmakla birlikte, yeterince belirgin ve tutarlı olmaktan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p class="caps"><a href="http://www.tekders.com/wp-content/uploads/2012/04/werner-heisenberg-kimdir.jpg"><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-564" title="Werner ,Heisenberg,Werner Heisenberg" src="http://www.tekders.com/wp-content/uploads/2012/04/werner-heisenberg-kimdir-140x150.jpg" alt="" width="140" height="150" /></a></p>
<p>Bilim tarihinde yüzyılımızın ilk çeyreği, devrimsel atılımların birbirini izlediği, fırtınalı bir dönemdir. Planck&#8217;ın kuantum, Einstein&#8217;ın görelilik kuramları ve Rutherford&#8217;un atom modeli, bu atılımların başlıcalarıdır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Bohr&#8217;un 1913&#8242;te ortaya koyduğu kuantum atom modeli, 1920&#8242;lerde özellikle genç fizikçilerin ilgi odağı olmuştu. Ne var ki bu model, bazı önemli noktalara ışık tutmakla birlikte, yeterince belirgin ve tutarlı olmaktan uzaktı. Üstelik, Bohr&#8217;un &#8220;kuantum yörüngeleri&#8221; dediği kavram için ortada deneysel kanıt da yoktu. Elektronların çekirdek çevresinde dönmesi, güneş sistemine bir benzetme olarak kalan bir varsayımdı. Modeli kimi yönleriyle yetersiz bulan genç fizikçilerin başında De Broglie, Pauli, Heisenberg, Schrödinger ve Dirac gibi, çalışmalarıyla daha sonra ünlenen seçkin isimler vardı. Bunlar arasında en büyük atılımın Heisenberg&#8217;den geldiği söylenebilir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Heisenberg, yirmi dört yaşında iken oluşturduğu matris mekanik ve kendi adıyla bilinen belirsizlik ilkesiyle, atom fiziğine yeni bir kimlik kazandırarak 1932&#8242;de Nobel Ödülü&#8217;nü alır. Fizikçi arkadaşları arasında sezgi gücüyle tanınan Heisenberg, daha okul yıllarındayken, ders kitaplarında yer alan görsel modellere kuşkuyla bakmış; Bohr modelini bile pek inandırıcı bulmamıştı. Özellikle modele dayanan varsayımlardan, görsel imgelerden kaçınıyordu. Atom, modellerde işlendiği gibi karmaşık değil; basit bir yapıda olmalıydı. Bohr ile karşılaşıp ve tartışmak, çok istediği birşeydi.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Bu fırsat çıktığında delikanlı, Münich Üniversitesi&#8217;ndeki öğrenimini keserek Göttingen&#8217;e gitti. Bohr, bir sömestr için Göttingen Üniversitesi&#8217;ne konuk öğretim üyesi olarak çağrılmıştı. Atom fiziğinin önde gelen bir kurucusuyla tanışmak, kaçırılacak bir fırsat değildi. Heisenberg, dikkatli bir dinleyiciydi; ancak sırası geldiğinde doyurucu bulmadığı noktaları belirtmekten, dahası Bohr&#8217;u düpedüz eleştirmekten çekinmiyordu. Bohr,bu iddialı gencin olağanüstü yetenek ve coşkusunu fark etmekte gecikmemiş; sömestr sonunda ona Kopenhag Teorik Fizik Enstitüsü&#8217;ne katılma önerisinde bulunmuştu. Üniversiteyi bitirir bitirmez, seçkin genç fizikçilerin toplandığı Enstitü&#8217;ye katılan Heisenberg&#8217;in sorguladığı temel nokta şuydu: Bohr modelinde öngörüldüğü gibi elektron, devindiği yörüngeyi nasıl &#8220;seçmekte&#8221;; dahası bir başka yörüngeye sıçramadan önce titreşim frekansını nasıl &#8220;belirlemekteydi&#8221;? Bohr, bu varsayımını açıklamamıştı. Onun yaptığı, Planck&#8217;ın kuantum sabitini uygulamaktı. Bohr&#8217;a göre atomun dengesini koruması, Planck sabitinin enerjiyi sınırlama ve düzenleme etkisiyle gerçekleşmekteydi. Ancak bu yaklaşım, doyurucu bir açıklama getirmiyordu.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Elektronun çekirdek çevresinde devinen, sıradan bir parçacık olduğu savı da dayanaksızdı. Aslında Bohr&#8217;un atomik olgulara Planck sabitini uygulaması, yerinde bir yaklaşımdı; çünkü kuantum teorisi klasik mekanikten daha yeterli sonuç vermekteydi. Ancak bu, teorinin birtakım sorunlar içermediği anlamına gelmiyordu. Heisenberg, varsayımlar ve görsel modeller yerine, doğrudan deneysel verilere dayanan matematiksel bir dizge arayışı içindeydi. Öncelikle kimi saptamaların göz önünde tutulması gerektiğine inanıyordu. Örneğin, atom içinde kaldığı sürece elektrona ilişkin, tahminlerin ötesinde fazla bir şey söyleyemeyiz. Ancak atom dışındaki davranışına ilişkin elimizde epey deneysel veri vardır. Bunun yanı sıra, ivmeli devinen bir elektrik yükü olan elektronun, atom içinde de ivmeli devinen bir elektrik yükü olması koşuluyla, elektro-manyetik ışıma saldığı, salınan ışıma frekansının, devinimin yinelenme frekansıyla aynı olduğu söylenebilirdi (Elektronun radyo antenindeki iniş-çıkış devinimi frekansının, salınan ışıma frekansıyla aynı olması buna gösterilebilecek bir örnektir). Ne var ki, elektronun bir yörüngede devindiği varsayımına göre hesaplandığında, bu sav doğrulanmamıştır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Bu türden kimi olumsuz sonuçlar, Bohr&#8217;u yörüngeler arasında &#8220;sıçrama&#8221; hipotezine götürmüştü. Buna göre, sıçramada yiten enerji, salınan ışımanın frekansını belirlemekteydi. Tek elektronlu Hidrojen atomunda bu sav doğrulanmaktaydı. Öte yandan &#8220;sıçrama&#8221; düşüncesi yörünge varsayımını içeriyordu; oysa ortada yörüngelerin varlığını gösteren hiçbir kanıt yoktu. Ancak, yukarıda örnek olarak aldığımız radyo anten olayı da yadsınamazdı. Ancak Bohr&#8217;un teorisine dayanan kimi öndeyişlerin bu olaya uyduğu bir durumdan söz edilebilir: Elektron çekirdekten uzakta, geniş bir yörüngede devindiğinde varsayılan sıçrama enerjisi sıfıra yakındır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Atomun dış sınırında elektronun yörüngeyi tamamlama frekansı, beklenen sonuca uymakta; yani yörüngesel frekans, ışıma frekansına eşit çıkmaktadır. Bohr, &#8220;karşılık&#8221; (correspondence) dediği yöntemiyle, atom dışından atom içi spektruma gidilebileceğini göstermişti. Heisenberg, yeterince akılcı bulmadığı bu yöntem yerine, bu gidişi daha mantıksal bir yöntemle gerçekleştirmeyi önermekteydi. Ona göre spektral kod, ancak böyle çözülebilirdi.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Heisenberg, çözüm için aradığı ipucunu klasik devinim yasalarında bulabileceğini düşünür. Bilindiği gibi, bir gezegenin aldığı yolu belirlemek için, gezegenin belli bir andaki konumunu belirleyen nicelikle, momenti (kütlexhız) çarpılır. Öyleyse atom düzeyinde bir frekans çöküntüsüyle, birbaşka frekans çöküntüsünün çarpımının, bize aradığımızı vermesi olasıdır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Ancak Heisenberg&#8217;in frekanslara ilişkin olarak ortaya koyduğu simgelerin kullanımı, değişik bir çarpım tablosu gerektirmekteydi. Heisenberg, farkında olmaksızın &#8220;matris cebir&#8221; denen bir sistemin kimi kurallarını yeniden keşfetmişti. Hocası Max Born&#8217;un yardımıyla aradığı teorinin (kuantum mekaniği) matematiksel temelini oluşturmakta artık gecikmeyecekti.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Aslında oluşturulmakta olan yeni sistem, bir bakıma, klasik mekaniği andırmaktaydı. Klasik mekaniğin simgesel sözlüğü, &#8220;konum&#8221;, &#8220;moment&#8221; ve devinime ilişkin diğer nicelikleri dile getirirken; yeni mekaniğin simgelerinin, atomik verileri temsil etmesi, aradaki farkı oluşturuyordu.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Matris cebir, klasik mekaniğin yetersiz kaldığı atomik problemlerin çözümüne elverişli bir yöntemdi. Ne var ki, başlangıçta Heisenberg, hayal kırıklığına uğramaktan kurtulamıyor; yeni yöntemle hidrojen spektrumunu hesaplamada başarısız oluyordu. Ancak çok geçmeden onu umutsuzluktan kurtaran bir gelişmeyi fark etti. Fizikçi arkadaşı Pauli&#8217;nin bulduğu &#8220;dışlama&#8221; (exclusion) ilkesi, geliştirmekte olduğu teoriye önemli destek sağlamaktaydı. Pauli&#8217;nin çalışması, atomik spektraya ilişkin gözlemlere dayanıyordu. Bu gözlemler çoğunlukla birbirinden farklıydı. Pauli, bu gözlemlerin hepsi için geçerli bir açıklama arayışındaydı.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Bulduğu açıklayıcı ilke şuydu: Herhangi bir elementer parçacıklar sisteminde, örneğin atom kapsamındaki elektron topluluğunda, iki parçacık hiçbir zaman aynı biçimde devinmez ya da aynı enerji durumunda olmaz. Bu basit ilke yalnız elektronlar için değil; daha sonra keşfedilenlerle birlikte, atom-altı tüm parçacıklar için geçerliydi. Üstelik bu ilke, Bohr&#8217;un atom modelinde bir bakıma el yordamıyla yaptığı bir sınırlamayı (elektron davranışları üzerindeki sınırlamayı) da anlamlı kılıyordu.</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.tekders.com/werner-heisenberg/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Wilhelm Conrad Röntgen</title>
		<link>http://www.tekders.com/wilhelm-conrad-rontgen/</link>
		<comments>http://www.tekders.com/wilhelm-conrad-rontgen/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 18 Apr 2012 20:36:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilim Adamları]]></category>
		<category><![CDATA[bilim adamları bilim adamları ve buluşları bilim adamlarının hayatı mucitler Wilhelm Conrad Röntgen Wilhelm Conrad Röntgen hayatı Wilhelm Conrad Röntgen kimdir]]></category>
		<category><![CDATA[Conrad]]></category>
		<category><![CDATA[Röntgen]]></category>
		<category><![CDATA[Wilhelm]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.tekders.com/?p=560</guid>
		<description><![CDATA[Doğum 27 Mart 1845, Lennep Prusya Ölüm 10 Şubat 1923, Münih Almanya Milliyeti Alman Dalı Fizikçi Çalıştığı yerler Strazburg Üniversitesi, Hohenheim, Giessen Üniversitesi, Würzburg Üniversitesi, Münih Üniversitesi, Alman Mater Utrecht Üniversitesi, Zürih Üniversitesi Öğretmenleri August Kundt Önemli öğrencileri Herman March Emil Silbernagel Önemli başarıları Röntgen ışınları Aldığı ödüller 1901 Nobel Fizik Ödülü &#160; Wilhelm Conrad [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p class="caps"><a href="http://www.tekders.com/wp-content/uploads/2012/04/wilhelm-conrad-rontgen-kimdir.jpg"><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-561" title="Wilhelm ,Conrad, Röntgen" src="http://www.tekders.com/wp-content/uploads/2012/04/wilhelm-conrad-rontgen-kimdir-129x150.jpg" alt="Wilhelm ,Conrad, Röntgen" width="129" height="150" /></a></p>
<p>Doğum 27 Mart 1845, Lennep Prusya<br />
Ölüm 10 Şubat 1923, Münih Almanya<br />
Milliyeti Alman<br />
Dalı Fizikçi<br />
Çalıştığı yerler Strazburg Üniversitesi, Hohenheim, Giessen Üniversitesi, Würzburg Üniversitesi, Münih Üniversitesi, Alman Mater Utrecht Üniversitesi, Zürih Üniversitesi<br />
Öğretmenleri August Kundt<br />
Önemli öğrencileri Herman March Emil Silbernagel<br />
Önemli başarıları Röntgen ışınları<br />
Aldığı ödüller 1901 Nobel Fizik Ödülü</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Wilhelm Conrad Röntgen, (d. 27 Mart 1845, Remscheid-Almanya – ö. 10 Şubat 1923, Münih). Alman asıllı, Nobel Fizik Ödülü sahibi fizikçi. Röntgen ışınlarını bulması ile tanınır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Hayatı<br />
Röntgen Almanya Remscheid sehrinin Lennep ilçesinde doğdu. Çocukluğu ve ilköğretim yılları Hollanda&#8217;da ve İsviçre&#8217;de geçti.1865 yılında girdiği Zürih Politeknik&#8217;te üniversite eğitimi gördü ve 1868 yılında makine mühendisi olarak mezun oldu. 1869 yılında Zürich Üniversitesi&#8217;nden doktorasını aldı. Mezuniyetinin ardından 1876&#8242;da Strazbur&#8217;da, 1879&#8242;da Giessen ve 1888&#8242;de Würzburg Julius-Maximilians-Üniversitesi&#8217;nde fizik profesörü olarak öğretim görevi yaptı. 1900&#8242;de Münih Üniversitesi Fizik kürsüsüne ve yeni Fizik Enstitüsünün yöneticiliğine getirildi.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Karısının ölümünden dört yıl sonra 1923 yılında,I. Dünya Savaşı&#8217;nın yarattığı yüksek enflasyon ekonomisi ortamında maddi sıkıntılar içinde Münih&#8217;te öldü.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Röntgen ışınları<br />
Öğretim üyeliği görevinin yanı sıra araştırmalar da yapmaktaydı. 1885 yılında kutuplanmış bir geçirgen hareketinin, bir akımla aynı manyetik etkileri gösterdiğini açıkladı. 1890&#8242;lı yılların ortalarında çoğu araştırmacı gibi o da katot ışın tüplerinde oluşan lüminesans olayını incelemekteydi. &#8220;Crookes tüpü&#8221; adı verilen içi boş bir cam tüpün içine yerleştirilen iki elektrottan (anot ve katot) oluşan bir deney düzeneği ile çalışıyordu. Katottan kopan elektronlar anoda ulaşamadan cama çarparak, floresan adı verilen ışık parlamaları meydana getirmekteydi. 8 Kasım 1895 günü deneyi biraz değiştirip tüpü siyah bir karton ile kapladı ve ışık geçirgenliğini anlayabilmek için odayı karartıp deneyi tekrarladı. Deney tüpünden 2 metre uzaklıkta baryum platinocyanite sarılı olan kağıtta bir parlama fark etti. Deneyi tekrarladı ve her defasında aynı olayı gözlemledi. Bunu mat yüzeyden geçebilen yeni bir ışın olarak tanımladı ve cebirde bilinmeyeni simgeleyen X harfini kullanarak &#8220;X ışını&#8221; ismini verdi. Daha sonraları bu ışınlar, &#8220;Röntgen ışınları&#8221; olarak anılmaya başlanmıştır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Bu buluşundan sonra Röntgen farklı kalınlıktaki malzemelerin ışını farklı şiddette geçirdiğini gözlemledi. Bunu anlamak için fotoğrafsal bir malzeme kullanıyordu. Tarihteki ilk tıbbi X ışını radyografisini de (Röntgen filmi) yine bu deneyleri sırasında gerçekleştirdi ve 28 Aralık 1895 yılında bu önemli keşfini resmi olarak duyurdu.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Olayın fiziksel açıklaması 1912 yılına kadar net olarak yapılamasa da, buluş fizik ve tıp alanında büyük heyecan ile karşılandı. Çoğu bilim adamı bu buluşu modern fizik|modern fiziğin başlangıcı saydı. Amerikalı mucit Pasteur 1898 yılında tıpta fizik tedavide kullanılmak üzere X ışınları üreten bir aygıt geliştirdi.Ama çok miktarda X ışınına maruz kalındığında meydana gelebilecek sağlık sorunlarını kimse fark etmedi.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Wilhelm Conrad Röntgen 27 mart 1845&#8242;te Rhine&#8217;in küçük bir taşrası Lennep&#8217;te bir tüccarın tek çocuğu olarak dünyaya geldi. Ailesi o 3 yaşındayken, daha sonra burada Martinus Herman van Doorn Enstütüsü&#8217;ne de gideceği Apeldoorn&#8217;a taşındı. Özel bir yeteneği yoktu ama doğa ve orman hayranıydı. Mekanik alet yapımına yatkındı. Bu bütün yaşamı boyunca karakteristik bir özelliği oldu.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>1862&#8242;de aslında başkasının karikatürünü yapmış olmasına rağmen, öğretmenlerinden birinin karikatürünü yaptığı haksız olarak iddia edilip, atılacağı Utrecht teknik okuluna başladı. Daha sonra fizik okumak üzere 1865&#8242;te Utrecht Üniversitesi&#8217;ne girdi. Burada yeterli başarıyı gösteremeyerek, Zürih&#8217;teki Polyteknik okulunun sınavlarına girip kazanınca, makine mühendisliği üzerine okumaya başladı. Clausius&#8217;un derslerine ve Kundt&#8217;la laboratuar çalışmalarına katıldı. Hem Kundt, hem de Clausius onun gelişiminden çok etkilendiler.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>1869&#8242;da Zurich Universite &#8216;sinden doktora diploması aldı. Ve Kundt&#8217;un asistanı olarak atandı. Daha sonra Kundt&#8217;la aynı yıl Würzburg&#8217;a, üç yıl sonrada Strasbourg&#8217;a gitti.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>1874 yılında Strasbourg Üniversite&#8217;sine okutman, bir yıl sonra Wurtemberg &#8216;de Hohenheim Tarım Yüksek okulu&#8217;na profesör olarak atandı.1876&#8242; da Strasbourg &#8216;a fizik profesörü olarak geri döndü. Fakat 3 yıl sonra Giessen Üniversite&#8217;si fizik bölümünden gelen teklifi kabul etti. Aynı konumda 1886&#8242; da Jena Üniversite&#8217; si ve 1882&#8242; de Utrecht Üniversite&#8217;sinden gelen teklifleri reddettikten sonra Würzburg Üniversite&#8217; sinden gelen çağrıyı kabul etti.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Daha sonra 1900&#8242;da Bavarian hükümetinin özel bir teklifini kabul edip, Munih Üniversite&#8217;sine gitti ve hayatının sonuna kadar burada kaldı. Röntgen ilk olarak kristallerin ısı iletkenliği üzerine yazılan bir yazıdan birkaç yıl sonra, gazların özgül ısıları hakkında 1870&#8242; de ilk yazısını yayımladı. Diğer araştırmaları Quartzların elektriksel ve diğer özellikleri, farklı sıvıların kırılma indislerinin basınç altında etkilenimleri, elektromanyetik etki altındaki polarize edilmiş ışığın değişimi, su ve diğer sıvıların sıcaklık ve sıkıştırılabilirlik fonksiyonları, yağ damlacıklarının su üzerinde yayılışıdır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Röntgen adı X-ray ışınlarının keşfiyle anılır. 1895&#8242;te düşük basınçlı gazların içinden geçen elektrik akımı üzerine çalışıyordu. Bu alanda daha önce J. Plucker (1801-1868), J. W. Hittorf (1824-1914), C. F. Varley (1828-1883), E. Goldstein (1850-1931), Sir William Crookes (1832-1919), H. Hertz (1857-1894) and Ph. von Lenard (1862-1947) &#8216;in çalışmaları olmuştu.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Bu bilim adamlarının Cathode ışınları ile ilgili yaptığı araştırmalar sonucu bu konu oldukça iyi biliniyordu. Fakat Röntgen&#8217;in Cathode ışınları üzerine yaptığı araştırma yeni bir çeşit ışınımın keşfine yol açtı. İçi boşaltılmış bir tüp, karanlık bir odada bütün ışınlardan korunmak için siyah bir kartonla kaplanırsa, ve bir tarafı barium platinocyanide&#8217; la kaplı kağıt çıkan ışınların yolu üzerinde iki metre uzağa bile konsa, geçirgen oluyordu.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Devam eden bir çok deneyden sonra ışınların yolu üzerine konan değişik kalınlıktaki cisimler farklı geçirgenlik özelliklerine sahip oluyordu. Karısı elini ışınların üzerinde bir müddet hareketsiz tutup, ışınlar fotoğraf paleti üzerine düştüğünde, görüntüyü biraz iyileştirince elindeki kemiklerin ve parmağındaki yüzüğün gölgesinin palete düştüğünü fark etti.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Bu o zamana kadar alınan ilk röntgenogram&#8217;dı. Bu ışınların yapısını bilmediğinden X-rays adını verdi. Daha sonra Max Von Laue ve öğrencileri bu ışınların, ışıkla aynı elektromanyetik yapıya sahip, fakat yüksek frekanslardaki salınımlarda farklı özellikler gösterdiğini buldular Röntgen Anna Bertha Ludwig ile Zürich&#8217;te evlendi. Hiç çocukları olmadı.Karısından 4 yıl sonra 10 şubat 1923&#8242; te öldü.</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.tekders.com/wilhelm-conrad-rontgen/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Wolfgang Pauli</title>
		<link>http://www.tekders.com/wolfgang-pauli/</link>
		<comments>http://www.tekders.com/wolfgang-pauli/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 18 Apr 2012 20:33:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilim Adamları]]></category>
		<category><![CDATA[Wolfgang Pauli]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.tekders.com/?p=557</guid>
		<description><![CDATA[Avusturyalı fizikçi Wolfgang Pauli (1900-1958, 1945 Nobel), 21 yaşında görelilik üzerine yazdığı makalesi ile bilim dünyasında adını duyurdu. Yazı, ustacaydı ve konuyu en güncel ve en ayrıntılı bir şekilde tanımladığı düşünülen özelliğini koruyor. Pauli’nin bilime yaptığı diğer katkılar,dışarlama ilkesi,parçacık spini ile istatistik arasındaki bağıntının açıklanması,göreli kuantum elektrodinamiği kuramları, nötrino hipotezi ve çekirdek spini hipotezi keşifleridir. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p class="caps"><a href="http://www.tekders.com/wp-content/uploads/2012/04/wolfgang-pauli-kimdir.jpg"><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-558" title="Wolfgang Pauli" src="http://www.tekders.com/wp-content/uploads/2012/04/wolfgang-pauli-kimdir-143x150.jpg" alt="Wolfgang Pauli" width="143" height="150" /></a></p>
<p>Avusturyalı fizikçi Wolfgang Pauli (1900-1958, 1945 Nobel), 21 yaşında görelilik üzerine yazdığı makalesi ile bilim dünyasında adını duyurdu. Yazı, ustacaydı ve konuyu en güncel ve en ayrıntılı bir şekilde tanımladığı düşünülen özelliğini koruyor. Pauli’nin bilime yaptığı diğer katkılar,dışarlama ilkesi,parçacık spini ile istatistik arasındaki bağıntının açıklanması,göreli kuantum elektrodinamiği kuramları, nötrino hipotezi ve çekirdek spini hipotezi keşifleridir. 1933 yılında yazdığı “Kuantum Mekaniğinin Temelleri” adlı makale gelmiş geçmiş kuantum kuramı yorumlarının en iyilerinden olduğu kabul edilmektedir. Pauli, tam açık olmayan yeni kuramlar ileri sürenlere nükteli ve çoğunlukla da iğneleyici yorumlarıyla eleştirirdi.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Pauli, daha derin ve daha açık anlaşılmayı sağlamak için sert eleştirileriyle öğrencileri ve çalışma arkadaşları üzerinde büyük bir etki oluştururdu. En tanınmış öğrencilerinden biri olan Victor Weisskoph, Pauli’nin sert tabiatlı yönünü aşağıdaki anısıyla anlatmaktadır:“Pauli birkaç hafta içersinde Zürih’te olmamı istedi. Zürih’e geldim ve çalışma odasının kapısını çaldım, yanıt alamadım, yeniden çaldım yine yanıt alamadım,yaklaşık beş dakika kadar sonra oldukça kaba bir şekilde “Kim o? Giriniz!” sesi geldi. Kapıyı açtım- çalışma odası çok büyüktü- Pauli masasındaydı ve durmadan yazı yazıyordu. “Kimsin sen? Önce hesaplamayı bitirmem gerekiyor” dedi ve beni beş dakika daha bekletti ve sonra yeniden “Kimsin sen?” diye sordu.“Ben Weisskoph’um diye yanıt verdim. “Demek benim yeni asistanım Weisskoph’sun ha” dedi. Sonra bana baktı ve “ Bethe’yi almak istediğimi biliyorsun fakat o katı hal fiziği çalışıyor. Katı hal fiziğine başlamış olmama rağmen katı hal fiziğini sevmiyorum. Seni bu nedenle kabul ettim” dedi. Bunun üzerine ben de “ Sizin için ne yapabilirim efendim” dedim. Kendisi, “Sana hemen bir problem vereceğim” dedi. Bazı hesaplamaların yapılacağı bir problem verdi. “Git,çalış!” dedi. Yaklaşık on gün kadar sonra kendisi yanıma gelerek “ Yaptığını göster” dedi. Şöyle bir baktıktan sonra öfkeli bir şekilde: “Bethe’yi kabul etmeliymişim!” dedi.</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.tekders.com/wolfgang-pauli/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

